mustafababuroglu.sitemynet.com
avatar15.gif

Anasayfam
Forum Sayfam
Zeytincilik
Tahıllar
Bagcilik
Aricilik
Balli Bitkiler
Hayvancılık
Sebzecilik
Yem Bitkileri
Meyvecilik
Zirai Mücadele
Alaşehir
Tepeköy
Kişisel Sayfam
Menzil Köyü
Tarım Linkleri
Gazeteler
Dosya Paylaşım
İletişim

Meyvecilik


ayva_068.jpg

AYVANIN KISA TARİHÇESİ

Ayvanın anavatanı, Hazar denizi dolayları, Kuzey Batı İran ve KUZEY ANADOLUDUR. AYVA meyvesi çok eski çağlardan beri bilinmekte ve tüketilmekte idi. Ayva yetiştiriciliği Milattan önce Anadolu'dan Yunanistan ve İtalya'ya geçmiştir. Milattan önce 650 yılında Yunanistan da yetiştirildiği ve oradan diğer Avrupa ülkelerine yayıldığı tarihi araştırmalardan anlaşılmaktadır. Ayvaya bu gün Avustralya hariç tüm dünya ülkelerinde rastlanabilmektedir.Şu anda Dünyada ayva üretiminde Ülkemiz birinçidir.2000 yılı verilerine göre Dünyada ayva üretimi toplam 382 000Ton. ÜLKEMİZ 100 000 Ton İLE DÜNYADA BİRİNCİ,İkinci sırada olan Çin 85 000 Ton,üçünçü sırada İran 36 000 Ton,dördüncü sırada
Fas 30 000 tondur.

AYVANIN EKONOMİK DEĞERİ
Ayva meyve olarak ülkemizde hak ettiği değeri bulamamıştır. Ancak ayvanın ekonomik değerini anlayan ülkeler ,bizim ülkemizden ithal ettikleri ayvayı gereği şekilde değerlendirebilmektedirler.Ayva meyvesinin , yapraklarının boya ve kozmetik sanayiinde kullanılmakta. Meyvesi doğrudan tüketildiği gibi çok çeşitli reçelleri ,marmalatı,kompostoları, tatlıları, pastaları yapılarakta tüketilmektedir. Ayva tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Son yıllarda ülkemizde ihracatı yapılan meyveler arasına girerek yetiştiriciliği önem kazanmıştır.


AYVANIN BİLİNEN BAŞKA ÖZELLİKLERİ VARMIDIR


Ayva Allahın insanlara lütfettiği binlerce harika meyvelerden biridir.Herşeyden önce bir vitamin deposudur. Yaprakları dahi kaynatılıp içildiğinde soğuk algınlığına ve öksürüğe iyi geldiği bilinmektedir. Yine bu suyun içilmesiyle ishalin kestiği de bilinmektedir. Çağımızın hastalığı olan şişmanlığa karşı bile ayva diyeti ile karşı koymak mümkündür. Meyvesini yiyerek tüketilmesi, sindirimi daha düzenli çalıştırdığı hatta mideyi yormadığı,varsa ishali kestiği bilinmektedir. Kansızlığa iyi geldiği, kan dolaşımını rahatlattığı,stresi yok edip yürek ferahlattığı da bilinmektedir. Ayva çekirdeğinin suyu tıpta, göz intihabını giderici olarak kullanıldığı bilinmektedir..Ayva kokusunun hoş olması kozmetik sanayiinde kullanılmakta, çekirdeğinin de şampuan ve saç parlatıcı olarak kullanılmakta olduğu bilinmektedir.



100 GR. AYVANIN BESİN VE VİTAMİN DEĞERLERİ


Kalori 57 kcal
Protein 0.4 gr
Yağ 0.1 gr
Karbonhidrat 15.3 gr
Kalsiyum 11 mg
Demir 0.7 mg
Fosfor 17 mg
Potasyum 197 mg
Sodyum 4 mg
C vitamini 15 mg


AYVA YETİŞTİRMENİN ÖN ŞARTLARI

Eğer bulunduğunuz yerde:
1.İklim ılımansa.Rakım 10 ila 1000 metre aralığında ise.
2.Toprak kumlu tınlı ve geçirgense.
3.Toprak taban suyu 1,5 metreden daha derindeyse.
4.Toprak ph 8 in altındaysa.
5.Çevrenizde ölümcül bulaşıcı hastalık (ateş yanığı gibi) yoksa.
6.Toprakta makro ve mikro elementlerdeki eksiklikler giderilebilecek durumdaysa.
7.Hastalık ve haşerelerle mücadele etme istek ve azmi varsa.
8.Meyve üreticisi olarak kendinizi yenileyebilme azmi varsa.
Size ayva yetiştirişçiğini tavsiye edebilirim. Bu günkü şartlarda yukarıda saydığım özellikteki toprağınız varsa ve siz de de meyve yetiştirme şevk ve heyecanı varsa dekardan 5 ila 6 ton arası ayva üretebilirsiniz.

Maddi getirisine gelince: Geçmiş yıllarda çok iyi idi.Son yıllarda getirisi malesef gittikce azalmaktadır. Hatta 2005 yılında çok ama çok zarar ettik.Ayvanın 2005 yılı verilerine göre üreticilere 1kg maliyeti aşağı yukarı 250 000-300 000TL dir.Oysa üreticilerin sattığı fiyat 1kg 150 000 - 200 000 arasında.Önümüzdeki yıllarda bu yıl gibi olursa büyük bir özenle ve umutla yetiştirdiğimiz bahçelerimizi sökmek durumunda kalacağız.Çiftçilerin bir sözü vardır:Derlerki çiftçi gelecek kırk yılın umuduyla yaşarmış. Şimdilik umudumuzu gelecek yıllara aktardık.İnşallah gelecek yıllar umduğumuzu buluruz.Tüm üreticilerin Allah yardımcısı olsun.
EŞME AYVASI

ALTIN AYVA

TEKKEŞ AYVASI

2005 Ekim 20 Ayva Toplayan KIzlar
AYVA ÇEŞİTLERİ

Ben burada ayva çeşitleri üzerinde geniş olarak durmayacağım. Ancak şu kadarını da söylemeden geçemiyeceğim.Benim bildiğim çeşit olarak ondan fazla. Ama çeşit olarak çok daha fazlası olduğu kesindir. Dünyada üzümün 3500,şeftalinin 3000,elmenın 6500 den fazla çeşidinin olduğunu düşünürsek ayvanın da benim bildiğim çeşitlerinden çok daha fazlası olduğu muhakkaktır.
Ülkemizde tutulan ve en fazla üretimi yapılan ve de ihracatı en çok yapılan çeşidi EŞME çeşididir. Bu çeşit, hem yemesi hem de görünümü, benim bildiğim çeşitlerin içinde en iyisi.


AYVA DİKİMİ

Genellikle kare dikim yapılır. Ben de öyle yaptım. Ancak şimdi yapsam üçgen dikim yaparım. Üçgen dikimde zirai ilâçlamalarda ilaç zayiatı daha az olmaktadır.
Çukurlar derinlik50cm, genişlik 50cm olması yeterli. Fidelerin gövde çapları 1cm olması idealdir. 1,5 cm olarsada çok büyük sakıncası yoktur. Ayva diğer meyveler kadar narin ve hassas değildir. Ben 4 yaşındaki ayva ağaçlarını söküp başka yere diktim. Çapları 5-6 cm kadardı. Hepsi tuttu ve iki yıl sonra 7 yaşındaki emsallerine yetiştiler. Burada önemli olan fidenin alındığı yerden söküldükten sonra çok bekletmeden dikilmesidir. Dikilmeden önce toprak tahlilinin yapılması ve makro ve mikro elementlerden eksiklikler varsa dikimde ona göre gübre kullanarak eksikliğin telafi edilmesi, fidenin gelişimi için önemlidir
Dikim yılı içinde hava şartlarına göre salma sulama yapılması gerekir.


BİR YIL SONRA

Kış budaması yapılıp. Bu ilk budama,ağacın ileriki yıllardaki şeklini belirleyeceği için çok önemlidir. Değişik budama şekilleri vardır. Ayvada en uygun budama şekli benim tecrübelerime göre TAC (goble) budamadır. İlk yıl sürgünler üç yada dört çatal kalacak şekilde yapılmalı ve sürgünler kesinlikle kısa kesilmemelidir. Her yıl yada en az iki yılda bir toprak tahlili yaptırılmalı ve gübreleme ona göre yapılmalı. İlk yıl mücadele olarak pirecik varsa mücadelesi yapılmalı.

İKİ YIL SONRA

İlk iki yıl benim tecrübelerime göre bahçeye diktiğiniz fideler sağlıklı ise pirecik mücadelesinden başka zirai mücadeleye gerek yok. Haşere ve hastalıklar genellikle 3. Yılda başlıyor. Ölümcül hastalık olan ateş yanığı bile çevrede ateş yanığı hastalığı ne kadar yoğun olursa olsun ilk iki seneden sonra bahçemize geliyor.Budmada goble şekli vermeye devam edilir.

ÜÇ YIL SONRA
Artık bahçemiz getiri yapacak yaşa geldi. Bu nedenle yetişkin bir ayva bahçesinde yapılan zirai faaliyetler aynen yapılması gerekir.Bu faaliyetlerden biriside her 3-4 yılda bir,bir dönüm ayva bahçesi için 4-5ton ahır gübresi atmaktır.Ayva ağacının kökleri çok yüzlek olduğu için, kök seviyesinin besin değerini yüksek tutmak gerekir.Bu nedenle çiftlik gübresini mutlaka kullanması gerekir.


YETİŞKİN BİR AYVA BAHÇESİNE BANA GÖRE YAPILMASI GEREKEN ZİRAİ ÇALIŞMALAR

1.Kış budamasından sonra yüzde 2,5 göztaşı.
2.Toprak tahliline göre fenni gübreleme tavsiyelerine uyma ve 3-4 yılda bir çiftlik gübresi kullanmalı.
3.Gözler uyanırken dodinli ilaç (monilyaya karşı)
4.Pembe goncada carbandazinli;
5.Çiçeklerin %30 açtığında thıophonate methyl
6.Ayvalar leblebi badar olduğunda carbandazin
7.Ayvalar fındık kadar olduğunda metalik bakır 100 litre suya 500gr ateş yanığı ve kahverengi lekeye karşı
8.3 hafta sonra 100 litre suya 300gr bakır,100gr manep; bu ilaçlama ağustos sonuna kadar hava durumuna göre 15 gün ile 25 gün arasında devem edilecek.
9.Eğer bulunduğunuz yerde Tarım teşkilatının erken uyarısistemi yoksa ilk iç kurdu mücadelesini Mayıs ayının ilk haftası başlamalısınız.İlk ilaçlamaya METHİDATHİON etkili madesini içeren bir ilaçla başlamalısınız.Bundan 17 veya 20 gün sonra CHLORPYRIFOS-ETHYL etkili maddesini içeren ilacla ilaçlamalısınız.Bundan sonraki ilaçlamalara aşağıda iç kurdu bölümünde yadığım ilaçlarla devan etmelisiniz.
10.Pirecek mücadelesine,pirecik haşeresi görüldüğünde ACETAMIPRID,CHLORPYRIFOS-ETHYL gibi ilaçlardan biriyle ilaçlamalısınız.

İÇKURDU MÜCADELESİ


İçkurdu denilen haşere bir küçüçük kelebeğin yumurtaklarından çıkan kurtlardır.Bu kurtlar yumurtadan çıktıktan sonra 4 ila 8 saat içinde ayvanın kabuğunu delerek içeri girerler.İçkurdu senede üç nesil verebilir.Birinci nesil genellikle Mayıs ayı başlarında olur.Birinci nesil içkurdu kelebekleri yumurtalarını güneş batarken yaprak üzerine ya da sapına tek tek bırakır.İkinçi nesil içkurdu kelebeği ise yine güneş batarken bu sefer yine tek tek her meyvenin üzerine bırakır.O nedenle ikinçi nesil zararı daha çok olur.İkinci nesil genellikle Temmuz ayı içinde olur.Üçünçü nesil havalar içkurdu üremesine uygunsa bazı yıllar oluşabiliyor.
İçkurdu mücadelesine ben mayısın ilk haftasında başlayıp 17 ila 20 gün arayla Eylül ayına kadar devam ediyordum.Eğer bulunduğunuz yerde Tarım Müdürlüğünün erken uyarı sistemi varsa ona uyulmalı. Ben ilk ilaçlamada supracide ,20 gün sonra dursban 4 ,20 gün sonra karete,decis,arivo,matodor,imparator,fastak,deltharin gibi ilaçları 20 gün ara ile Eylül ayı başına kadar kullanıyordum.Artık bizim ilçemizde de erken uyarı sistemi olduğu için ben de ona uyuyorum.

AYVADA PİRECİK VE MÜCADELESİ
Ayva yapraklarında,genellikle de taze sürgün yapraklarında,ilkbaharda başlayıp hasata kadar uzayan zaman diliminde pirecik denilen yaprakların alt yüzlerinde ikamet edip yaprağın suyunu emen haşerelerdir.Genellikle yeşil renkte olup gözle rahatlıkla görülürler.Bilhassa genç yaprakların suyunu ediklerinde yapraklargeriye doğru kıvrılarak büzüşür.Doğal görünümünü kaybeder.Ağaç zayıf düşer.Bu durum ağaca uzaktan bakıldığında dahi fark edilir.Bu haşereye karşı piyasada satılan bir çok zirai ilaç var.Hepside çok etkili.Son yıllarda cıkan hekplan,goldplan gibi ilaçlarda hem çok etkili hem çok ucuz.

AYVADA EN ÇOK GÖRÜLEN HASTALIKLAR

Ayvada Monilya

MONİLYA:
Bana göre ayvada ateş yanığından sonra en tehlikeli mantari hastalık. Bazı yıllar %90 na varan ürün kaybına neden olabilen bir hastalık. Ayva çiçeklerinde ve taze sürgünlerde mart,nisan,mayıs aylarında görülür. Sürgündeki görünümü yapraklar önce buruşur sonra koyu kahve rengi olur sonra kurur.Çicek ve meyvelerde ise çiçek taç yaprakları buruşur sonra kararır meyvelerde ise önce meyvenin bir noktası koyu kahve rengileşir.Sonra oradan çürür. Sonra meyve dalda kurur.
Zirai mücadelesini yukarıda yazmıştım. Yazdıklarıma ilaveten hastalıklı sürgün ve meyvelerin toplanıp yakılması gerekir.


Ayvada Kahverengi Leke Hastalığı

KAHVERENGİ LEKE


Yağışlı geçen yıllarda çok görülür. önce yaprakta yuvarlak hudutları bariz başlangıçta kırmızımsı-kahverengi sonraları siyahlaşan lekeler meydana gelir. Her lekenin ortasında daha koyu bir noktacık vardır.Mantari bir hastalıktır.Ayvanın depoloma ömrünü çok kısaltır.Görüntüsünden dolayı da Pazar değeri çok düşer. Ayvalar fındık kadar olunca ben yukarıda yazdığım bakırlı ilaçlar kullanıyorum.



ATEŞ YANIĞI


Ayvada en tehlikeli bakteriyel bir hastalıktır. Kesin tedavisi yoktur. Dünyada ilk 1780 yılında Amerika kıtasında görülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde de ilk1985 yılında Afyonda görülmüş oradan tüm yurdumuza yayılmıştır.Hastalık çiceklerde,genç sürgünlerde,ana dal ve gövdede görülebilir.Genç sürgünlerde en belirgin görüntüsü:sürgünün ucu baston gibi kıvrılır.Sürgündeki yapraklar bakır rengini alır.Bu renk kışa kadar bozulmadan durur.Hatta o kadar canlı renktir ki insanın dikkatini çeker.Dallarda ve gövdede oluşan ateş yanığı hastalığı ile diğer mantari hastalıkları birbirinden ayırmanın basit yolu şudur:Eğer ağacın kabuğu içe doğru çökükse, bu ateş yanığıdır.Eğer ağaç kabuğu dışa doğru kabarıksa, bu da mantari hastalıktır. Bakırlı ve manepli ilaçlarla mücadele yapmaya çalışılsa da kesin tedavisi yoktur. İlçemizde her yıl binlerce ayva ağacı bu hastalıktan kurumaktadır. İlaçla mücadeleden çok kültürel tedbirler etkili. Hastalıklı dal yada ağaçların sökülüp yakılması gerekir. Hastalığın en hızlı yayıldığı ortam 27-30 derece hava sıcaklığı ve yüksek nem.14-22 derecelerde yüksek rutubette de hstalık belirtilerini göstermeye başlayabilir.

MEMELİPAS


Ayva yaprak ve meyveside görülen dikenli sarımtırak ve kırmızımtırak bir mantari hastalıktır.Ayvada çok büyük zararlara sebep olmaz. Yinede hastalık görüldüğünde yüzde birlik bordo bulamacı atmak kesin çözümdür. Tabii hastalık devam eder veya tekrar nüksederse hastalık yok edilinceye kadar ilaçlamaya devam etmek gerekir.

AYVADA BORDO BULAMACI VE METALİK BAKIRLAR BİRÇOK HASTALIĞA KARŞI AĞACI GÜÇLENDİRİYOR,KORUYOR,TEDAVİ EDİYOR.ANCAK ZİRAİ BİLİM ADAMLARI BAKIRIN AĞIR METAL İYONU İÇERDİĞİNİ, BU NEDENLE SIK KULLANILMASININ, TOPRAK KİRLİLİĞİNE NEDEN OLABİLECEĞİNİ SÖYLEMEKTEDİRLER.1882 YILININ SONLARINDAN BERİ TARIMDA KULLANILAN BU İLACIN, ETKİSİNDEN HİÇBİRŞEY KAYBETMEDEN BU GÜNLERE KADAR GELMESİ DE AYRICA ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BİR KONUDUR.BU GÜN, HASTALIK VE ZARARLILARA KARŞI KULLANILAN DİĞER KİMYASALLAR, BİR KAÇ YILDA ETKİSİNİ KAYBEDİYOR VE İNSANLARI BU NEDENLE YANİ ARAYIŞLARA SEVKEDİYOR.AMA BAKIRLI İLAÇLARDA BEN BUNU GÖREMEDİM.23 YILDIR KULLANIYORUN,23 YIL ÖNCE ETKİSİ NEYSE, BU GÜN DE O.
Burada borda bulamacı ilcının tesadüfen nasıl bulunduğunuda anlatmadan gecemiyeceğim.Ben uzman bir ziraatcıdan duydum.Bakın şöyle olmuş.1800 lü yılların sonlarına doğru bir Avrupa ülkesinde (bu ülke yanlış hatılamıyorsan Fransa) bir üzüm üreticisinin, yol kıyısında bir bağı varmış.Gelen geçen yolcular, bağdan üzüm aldıklarından, üretici çok zarara uğrarmış.Üretici düşünmüş taşınmış, bağın ilaçlanarak zehili olduğu izlenimini vermek için, bakır sülfat ile kireci karıştırıp bağın asma yapraklarının her tarafına atmış.Bağ, ilacın mavi olan rengini almış. Bağ masmavi bir görünüme bürünmüş.Bu rengi gören yolcular bağın zehirli olduğunu düşünüp üzün almamışlar.Üretiçide zarara uğramamış.
İşin esas ilginç olan kısmı bundan sonraki kısmı.O yıl bu üreticinin dışındaki tüm bağlarda mildiyö hastalığı oluşmuş.Bir tek bu üreticinin bağında olmamamasının nedeninin, bakır sülfat ile kirecin karışımından olduğu anlaşılmış.Bu karışım oradan tüm dünyaya yayılmış.Tesadüfen bulunan bu ilaç,o gün bu gün bağcılıkta, mildiyö hastalığına karşı kullanılan, en önemli ilaçtır.

ARMUT VE ÇEŞİTLERİ


JUNE BEAUTY :
Yalova şartlarında Haziran ayı sonlarında olgunlaşan en erkenci armut çeşididir. Meyvenin güneş gören tarafı pembe yanak yapar. Hasat gecikirse unlulaşma meydana gelir. Erkencilik en büyük avantajıdır.

JUNE GOLD :
Temmuz ayının ilk haftasında olgunlaşır. Meyveleri yuvarlağa yakın şekilli, güneş gören meyveler koyu kırmızı renkli ve az suludur. Erkenci olmasına rağmen orta iri meyveli bir çeşittir.

AKÇA :
Yerli çeşitlerimiz içersinde en erken olgunlaşan, meyvesi küçük, tatlı, ve sulu bir çeşittir. Temmuz ayının ilk haftasında hasat edilir. Yeme olumunda meyve sarımsı açık yeşildir.


WILDER :
Temmuzun ikinci haftasında toplanır, ağaçları kuvvetli büyür, erkenci olan çeşitler içersinde meyveleri iri olan ve Marmara bölgesi için tavsiye edilen bir çeşittir. Hasat gecikirse unlulaşma meydana gelir.

BAHRİBEY :

MUSTAFABEY :
Temmuz ayının ikinci haftasında hasat edilen ağaçları kuvvetli büyüyen yerli çeşitlerimizdendir. Meyvelerin güneş gören tarafları kırmızı renk yapar.



WILLIAMS BOWEY :

COSCIA :
Ağaçları kuvvetli büyür ve temmuz sonunda hasat edilir. Meyveleri orta irilikte kalın kabuklu sulu tatlı ve çok az kumludur. Yeme olumda açık sarı renklidir.

BEURRE PROCOCE MORETTINI :
Ağaçları orta kuvvette büyüyen iri meyveli yabancı bir çeşittir. Temmuz ayının üçüncü haftasında toplanır. Meyveleri ince kabuklu tereyağı tipinde sulu ve güneş gören yüzü pembe renklidir.

SANTA MARIA :
Ağaçları orta kuvvette büyür ve ağustos ayı başında hasat edilir. Meyveleri tereyağı tipinde, iri, sulu, tatlımsı ve yeme olumunda çok açık sarı renklidir.

STARKRIMSON :
Ülkemizde yetiştirilen kabuk rengi sıvama kırmızı olan tek çeşidimizdir. Ağustos ayının ikinci haftasında olgunlaşır. Ağaçları orta kuvvettedir. Meyvesi tereyağı tipinde, sulu, tatlı olup yeme olumu kısa sürelidir.

Güzlük Çeşitler
BEURRE BOSC :

BEURRE HARDY :
Ağustos sonu Eylül başında hasat olumuna gelir ve orta kuvvette gelişme gösteren ağaçlara sahiptir. Meyveleri orta irilikte çok sulu, tatlı ve kısmen paslıdır. Ayva anacı ile çok iyi aşı uyuşması gösterdiği için uyuşmazlık gösteren armut çeşitlerine ara anaç olarak kullanılır.

MOONGLOW :

Kışlık Çeşitler
KIEFFER :
Sağlıklı ağaçlar meydana getirir ve kısmen armut ateş yanıklığı hastalığına dayanıklıdır. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. İri meyveli sulu ve depolamaya uygun bir çeşittir. Erken çiçeklenmesi bazı bölgeler için dezavantaj olabilir.

DEVECİ :
Ağaçları orta kuvvette büyür ve yarı yayvan gelişir. Armut ateş yanıklığı hastalığına hassas bir çeşittir. Meyveleri çok iri, basık şekilli, ince kabuklu, sulu, az tatlı ve depo ömrü uzun olan bir çeşidimizdir. Meyveler ekim ayında hasat olumuna gelirler.

ANKARA :
Özellikle orta Anadolu’ da yaygın olarak yetiştirilen en önemli kışlık yerli çeşitlerimizdendir. Eylül sonunda hasat olumuna gelir. Meyveleri orta irilikte, sulu ve tatlıdır.

im003043-2_small.jpg

BADEM VE ÇEŞİTLERİ


GARRIGUES :

ÖZELLİKLERİ :
Orta-Geç Çiçeklenir. Verimli bir çeşittir. İç meyve ağırlığı 1.1 gramdır. Randımanı %29'dur. İkiz meyve yapmaz. Garrignes çeşidi ile döllenir.


NONPARIEL :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir. İç meyve ağırlığı 1.2 gramdır. İkiz meyve oranı %' 4 dür. Randımanı %63 dür. Teksas ile döllenir

FERRAGNES :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir. İç meyve ağırlığı 1.4 gram'dır.Randımanı %32'dir. İkiz meyve yapmaz. Ferraduel ile döllenir.

CRISTOMARTO :

ÖZELLİKLERİ :
İtalya orijinli bir çeşittir.Çiçek tomurcukları bir ve iki yaşlı dallarda oluşur.İç randıman %20-25 civarındadır.İkiz badem oranı %10-30 arasındadır.İç bademleri çok iri; kalitesi ortadır.Kabuğu serttir.

FERRASTAR :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir.İç randımanı % 20-25 civarındadır.İkiz badem oranı % 8-10 civarındadır.Tozlayıcıları Ferragnes ve Ferraduel'dir.

YALTINSKI :

ÖZELLİKLERİ :
Geç çiçeklenir.İç meyve ağırlığı 1.4 gramdır.Randımanı %' 32'dir.İkiz meyve oranı %'44'dür.Prımorskı ile döllenir




bademyetistiriciligi@mynet.com

nar2.gif

NAR YETİŞTİRİCİLİĞİ

Nar çok yıllık, çalı formunda bir bitki olup çok kuvvetli bir kök sistemine sahiptir.Bitki çok gövdeli ve sık dallıdır. Çiçekleri erkek-dişi ve erdişi olup küre şeklinde iri bir meyvesi vardır. üstten hafif basık olan bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin bir meyvedir.Tadı: Tatlı, mayhoş, ekşi gibi çeşitli dir. Nar bitkisinin adaptasyon kabiliyeti yüksektir. Genelde tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen, -10 oC'ye kadar dayanabilmektedir

çeşitli iklim ve toprak koşullarında yetişip , bakımı kolaydır. dalında uzun süre kalabil mesi ve depoda muhafaza edilebilmesi pazarlamassı için kolaylık sağlar bir meyve türüdür.Ülkemizin bir bölümü narın anavatanı içinde bulunmakta ve üretimi yapılmaktadır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

A-İklim İsteği

Nar yıllık ortalama 500 mm lik yağış istemekle birlikte bu
yağışın çoğuna ilkbaharda ihtiyaç gösterir. Yazın yağan
yağmurlar meyve kalitesini bozmakta, olgunluğa yakın dönemde yağan yağmurlar meyve kabuğunu çatlatmakta olup, bu zamanda iyi sonuç vermemektedir. Meyve oluşumu döneminde kuru hava koşulları en kaliteli mey venin oluşmasını sağlayarak pazar değerini arttırmaktadır. Nar bir güneş bitkisidir, bahçe tesisinde ve yeterli ışıklan ma koşullarına dikkat edilmelidir
B- Toprak İsteği

Nar toprak isteği bkımından fazla seçici değildir. Silisliçakıllı, kumlu, kireçli, killi ve ağır killi gibi çeşitli toprak tiplerinde nar yetiştiricili yapılabilmektedir. Tuzluluğa orta derecede dayanıklıdır.Toprak alkali veya asit olabilir. Bazı meyvelerin aksine aşırı toprak nemine dayanıklıdır. Narda optimal gelişmekuru ve sıcak hava koşullarına karşılık derin geçirgennemli ve serin topraklarda görülmektedir.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ

A- Çeşit seçimi

Nar yetiştiriciliğinde, çeşit seçimi oldukça önemlidir. Çeşit seçiminde dikkat edilen konular: bölgeye adapte olmuş o yörenin iklimine, hastalıklara dayanıklı, verimi iyi, meyveleri insanların göz zevkine ve damak tadına uygun ve taşımaya dayanıklı olması gibi özelliklere göre seçim
yapılır. Çeşit seçiminde ticari amacına göre sofralık yada endüstri çeşitlerinin yetiştirilmesine
karar verilmelidir.Ayrıca, bu çeşitlerin meyvelerinde irilik kabuk rengi ve kalınlığı, dane rengi, yumuşak çekirdeklilik, sululuk gibi özellikleri ihtiyaca cevap verebilmelidir. Yurt içinde sevilen nar çeşitleri hafif mayhoş veya tatlı çekirdeksiz ve iri meyveli olanlardır. Avrupa ya ihracat için özellikle kabuk ve dane rengi kırmızı ve mayhoş çeşitler seçilmelidir. Arap ülkelerine ihracat için ise tatlı narlar tercih edilmelidir. Ayrıca nar suyu veya nar ekşisi elde etmek için yine kırmızı daneli ve ekşi mayhoş narlar uygumdur.

B-Bahçe Tesisi

Toprağın nar yetiştiriciliğine uygunluğuna bakıldıktan sonra tesviyesi yapılmalıdır. Öncelikle yaz aylarında pulluk tabanını kırmak için dipkazan çekilir.Daha sonra pullukla derin sürüm yapılır.
Sonbaharda döneminde ise 40-60 cm derinlik ve çapta dikim çukurları açılır.çukurlar üst toprak ve yanmış çiftlik gübresi karışımıyla doldurulur, yabancı otlar temizlenir.Narda dikim aralıkları 2 m ile 6 m arasında olmalıdır. Bunun yanında kapama nar bahçelerinde en yaygın olarak kullanılan
dikim aralıkları 2.5 x 4 veya 3 x 4 m dir. Sıralar kuzey -güney doğrultusunda olursa güneş vehavalanma daha iyi olacaktır. Nar bahçesi, doğrudan çelikle yada köklü fidanlarla kurulabilir. Ancak, çeliklerin doğrudan bahçeye dikilmesi çeşitli bakım güçlükleri ve verim kayıplarına yol açacağından nar çeliklerinin bir fidanlık parselinde köklendirilip bir yıl süreyle burada bakımları sağlandıktan sonra boylama yapılarak bahçeye dikilmeleri daha iyi sonuç verecektir.

Nar fidanları sonbaharda yaprak dökümünden başlayarak kış ayları boyunca ve erken ilkbaharda dikilebilir. Kışları çok soğuk geçmeyen bölgelerde sonbahar dikimi daha uygundur. Dikim yapılırken fidanın çelik kısmında tırnak kalmışsa kesilir. Zayıf sürgünler alınır, fazla uzun kökler kısaltılır. Sürgünün 50-60 cm den tepesi alınır. Sürgün yeterince boylanmamış, zayıf gelişmişse
dikimden hemen sonra 2-3 göz üzerinden kesilerek gelecek yıl için kuvvetli sürgün oluşumu sağlanır. Sonra daha önce toprak - gübre karışımı doldurulmuş çukurdan fidanın çelik kısmının tamamı toprak içinde kalacak kadar karışım alınır. Fidan buraya yerleştirilerek tekrar aynı toprak gübre karışımı ile takviye yapılır. Fidan diplerindeki toprak ayakla iyice bastırılır. Can suyuvermek üzere etrafına küçük bir çanak yapılır. Çok rüzgarlı bölgelerde karşılıklı iki herek çapraz olarak fidana yaklaştırılarak bağlanır. İyi bir nar fidanında kök sistemi kuvvetli teşkil etmiş olmalıdır.
Son olarak hazırlanan çanaklara en az yirmişer lt. can suyu verilerek dikim tamamlanır,hava yağmurlu da olsa bu can suyunun verilmesi gerekmektedir.


Bakım

A-Toprak İşleme

Genç nar bahçelerinde ilk yıllar derin toprak işleme aletleriyle iki yönlü sürüm yapılır. Daha sonraki yıllarda iş genişliği az dar olan bahçe traktörleriyle ve diskli tırmık rotovatör, kazayağı gibi toprağı yüzlek işleyen aletlerle sürüm yapılabilir. Ağaç dipleri gerekirse el aletleriyle çapalanabilir. Yabani ot kontrolünde istenirse ot öldürücü ilaçlarda kullanılabilir.

B-Gübreleme

Her türlü gübrenin uygulanmasında toprağın fiziksel ve kimyasal yapısı ağacın durumu iyi gözlenmeli, toprak ve yaprak analizi yaptırdıktan sonra gübre uygulamasının yapılması en doğrusudur.Narlarında organik gübrenin gelişme, verim ve kaliteye önemli ölçüde etkisi bulunmaktadır. Narlara verilecek çiftlik gübresi iyi yanmış olmalı ve dekara 2-3 ton sonbahar-kış aylarında bütün bahçeye kaplayacak şekilde verilmeli ve çapa ile toprağa karıştırılmalıdır. Nar için yeşil gübreleme yapılması da yararlı sonuçlar verir. Bunun için bakla, fiğ gibi bitkiler nar
bahçesinin tamamına ekilir. Ekimi yapılan bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bahçe
sürülerek bitki toprağa karıştırılır. Bu bitkilerin toprağı azotça zenginleştirmesi bakımından da olumludur.

Azot nar için önemli bir maddedir. Azotlu gübre sürgün gelişimi ve meyve büyümesini etkiler. İlk yıllarda ağaç başına 50 - l00 gr saf azot (amonyum sülfat) olarak (250 - 500 gr) verilmesi oldukça iyi sonuç vermektedir.Tam verime geçtikten sonra bu miktar ağaç başına 200 - 300 gr (amonyum sülfat) olarak, (l - l,5 kg)olmalıdır.Azotlu gübreler erken ilkbahar ve yaz aylarında
olmak üzere 2 dönem verilmektedir. Yukarıda belirtilen miktarın 2/3 ü mart ayında l/3 ü
ise haziran-temmuz aylarında verilmelidir. Gübrelemeden sonra ağaç hemen sulanmalı yada önce çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.Fosforlu gübreler ise narın çiçeklenme meyve tutumu ve kök gelişmesini etkiler. Narların fosfor ihtiyacı tam verim çağında l00-200 gr saf fosfor (trible süper fosfat) olarak yaklaşık (250 - 500 gr) olarak belirlenmiştir. Fosforlu gübreler kış aylarında
dal uçlarının ulaştığı bölgelerde 20 - 30 cm derinlikte ağaç çevresinde açılan 4 - 6 adet çukura verilerek üzeri kapatılır

C- Sulama

Nar yetiştiriciliğinde yağışların yeterli olmadığı her dönemde sulama zorunludur. Sulamanın az ve sık yapılması gerekir. Genel olarak şubat - mart aylarında odun gözlerinin sürmesinden eylül - ekim aylarında meyve oluşumuna kadar sürekli olarak toprak nemi korunmalıdır.
Özellikle odun gözlerinin sürmesi çiçek tomurcuklarının oluşması,tohum bağlaması ve meyve gelişimi dönemlerinde olmak üzere 3 dönemde yeterli toprak nemi mutlaka sağlanmalıdır. Bahçenin toprak yapısına göre sulama aralığı 7-10 gün olmalı Ancak yaz aylarında sulama sıklığı ve miktarı artırılmalıdır.

Meyvelerin son olgunlaşma döneminde hasattan 10-15 gün önce sulama kesilmelidir.Sulamaya devam edildiği taktirde narlarda büyük sorun olan kabuk çatlamalarını görülür. Nar bahçelerinde genelde çanak usulü sulama uygulanır. Mümkün ise modern sulama sistemlerinden olan damla sulama alttan sulama, sızdırma usulü sulama sistemleri uygulanmalıdır. Bu sistemlerin ilk yatırım giderleri fazladır. Uzun vadede ise işçiliksiz ekonomik az su kullanımı gibi büyük faydalar sağlamaktadır.

D- Budama

Şekil budaması ilk 2-3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan önce yapılır. Dikimden sonra dipten çıkan kuvvetli 3-4 sürgün ana gövde olarak seçilir ve tepeleri 50-60 cm kesilerek alçak taçlanmaları sağlanır. Ana gövdelerden çıkan birinci ve ikinci dallarda da 2.-3. yıllarda tepe alma yapılarak taç teşkili tamamlanır.

Verim Budaması:

Narlar genel olarak 2. ve 3. yıllardan itibaren meyve vermeye başlarlar. Narlar verime yattıktan sonra meyve verecek dallarda uç alma yapılmamalıdır. Bu dönemde seçilen 3, 4 gövde dışında çıkan dip sürgünlerin sürekli olarak temizlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca taç kısmında görülen obur dallar dipten kesilip, taç teşkili için gerekirse uç alınarak
dallanması sağlanmalıdır. Sık taç meydana gelmiş ise güneşlenme ve havalanmayı sağlamak için genel bir seyreltme yapılmalıdır. Budamada zayıf kurumuş, hastalıklı dallara öncelik verilmelidir.

Geliştirme Budaması:

Narların verimlilik süreleri çeşitli şartlara göre değişmekle birlikte ortalama 20 - 30 yaşlarına kadar sürer. Ancak kök boğazından yeni çıkan sürgünlerle nar l00 yılı aşkın bir süre verimliliğini sürdürebilir. Bu durumda yaşlı gövdeler dipten kesilerek yeni sürgünlerin oluşumu teşvik edilir. Bu sürgünlerle aynı yollarla yeni gövdeler teşkil edilerek ağaç gençleştirilir. İstenirse gençleştirme işlemi her yıl her ağaçtan l-2 gövde kesilerek kademeli olarak yapılır. Bu şekilde bahçeden kesintisiz olarak ürün alınması mümkün olabilir.

E- Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

En önemli hastalık bazı mantarların nar meyvelerinde çürümelere sebep olmasıdır. Bazı klasik kültürel işlemler uygulanarak hastalıklar büyük ölçüde önlenebilir.Olgunluğa yakın bir dönemde fungusit uygulaması yapılması depolanacak meyvelerin uzun süre çürümelerini engellemektedir.
Narların en önemli zararlıları sıçanlardır ve özellikle tatlı narlarda ve olgunluğa yakın dönemlerde zarar verirler. Yaprak bitleri, nar beyaz sineği, unlu bit, kabuklu bitler, kırmızı örümcekler, Akdeniz meyve sineği, nar içi kurdu, toprak altı zararlıları gibi genel zararlılarda narlarda görülür.

Hasat Ambalajlama ve Depolanması

A-Hasat

Nar hasatı, çeşitlere ve bölgelere göre değişsede genellikle ağustos sonunda başlayıp kasım ortalarına kadar devam eder. Narın çiçeklenme dönemi uzun olduğundan dolayı olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu yüzden nar hasadının 2-3 defada yapılması gere kir. Hasatsonbahar erken donlarından ve yağışlardan önce bitirilmelidir.Hasat sırasında meyveler üzerinde 1-2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla kesilmelidir. Özellikle hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten ve darbelerden korunması meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kalitesi artar. Kasalara dizilirken iki sıradan fazla dizilmemelidir.

B- Ambalajlama

Narların seçme ve boylamasının elle yapılması daha uygun olup meyveler birbirine değmeyecek şekilde paketlenmesine dikkat etmek gerekmektedir.

C- Depolama

Narlar meyve kabuğunun özel yapısı dolayısıyla çeşitli koşullarda 4 - 6 ay süreyle depolanabilir. Narların depolanmasında en emin ve en az kayıpla ulaşılacak başarı modern soğuk hava depolarıdır. Sıcaklık ve nisbi nemi ayarlanabilen bu depolarda 1-2o C'de %85-90 nisbi nemle meyveler muhafaza edilebilirler.




rokksana.jpg

KAYISI YETİŞTİRİÇİLİĞİ

1. Tarihçesi ;

Kayısının Batı Çin'den kaynaklandığı sanılmaktadır. Sibirya'da dayanıklı türleri bulunur. Memleketimizin tabiatı ve klimatolojik şartları kayısı ağacının yetiştirilmesine elverişli olduğundan her yıl dikim sahasının artışı yanında verim arzu edilen seviyeye yükselmemiştir.
Kayısı ; kurutulmuş, konserve ve taze olarak yıl boyunca tüketilebilen bir meyve türüdür. Kuru kayısı dışsatımında Türkiye ilk sıralarda yer almakta ve bu pazarın %80'ini elinde tutmaktadır. Yurdumuzda başta Malatya , Erzincan olmak üzere, pek çok ilimizde nefis kaysılar yetişir. Kaysının ekonomik değerine göre etüdü gerekir.

2. İklim İsteği ;

Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan iklim bölgelerinde yetişen kayısı meyvelerinin yüksek kalitede olgunlaşabilmesi için yaz aylarında atmosferin kuru olması gerekmektedir. Havası nemli ve ilkbahar mevsimi sisli geçen yerlerde çil hastalığına (Sclerotinia) tutulur ve meyve kalitesi düşer.
Kayısı ağacının gövde ve dalları kış aylarında –35 dereceye kadar düşen soğuklara dayanmaktadır. Kayısı çiçekleri ıslak olmak şartıyla –1 dereceye kadar düşen ısılarda mukavemet ederler. Kayısı fidanları 3-4 yaşlarında meyveye dururlarsa da, iklim ve toprak şartlarına göre daha geç ürün alınması mümkündür. Aşırı kış soğukları, ilkbahar geç donları, yaz aylarının serin ve yağışlı geçmesi kayısı üretimini olumsuz etkiler. İlkbaharın geç donlarından olumsuz etkilendiği için ova ve çukur yerlerden ziyade yamaç , sırtlar ve havalanabilen yerler tercih edilmelidir. Irmak kenarlarından, soğuk havaların toplandığı veya sislerin oturduğu çukur yerlerden kaçınılmalıdır. Ayrıca bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih edilmelidir.
3. Toprak ve Su isteği ;

Kayısı, derin, geçirgen, havalanan, dağların bol güneş gören Güneye bakan eteklerinde ,sıcak ve kurak geçen bölgelerde, besin maddelerince zengin olan ince dokulu,orta kireçli topraklarda iyi yetişir.Nematod lu topraklarda yaşayabilirler. Yüzeysel kökler oluşturan kayısı ağaçları için bahçe çapası, yabancı, rakip bitkilerden arındırma büyük önem taşır. Sonbaharda toprak tavında iken iklim bölgelerine göre Ekim-Kasım ayları içerisinde 15-20cm. derinliğinde pullukla işlenir veya bel ile bellenir. Böylece sonbaharda toprağı işlenmiş olan kayısı bahçeleri kışın yağan yağmur ve kar sularını daha iyi bir şekilde tuttuğundan ağaçlarda da sıhhatli ve meyveleri daha bol ve kaliteli olur. Kayısı bahçeleri ilkbaharda 10-15 ve yaz aylarında ise 8- 10 cm .den fazla derin olmamak suretiyle yağmur ve sulamalardan sonra işlemek çok faydalı olacaktır. Sonbaharda kayısı bahçesi pullukla işlenirken toprağın havalandırılması için bol yağmur ve sulamalardan sonra 2-3 gün geçmiş olması gerekir. İlkbaharda toprağı işlenmiş olan bahçeler yağmurlardan daha çok faydalanırlar. Kayısı ağaçları genel olarak sudan hoşlanmaz. Ancak meyvelerin irileştiği ve olgunlaştığı yaz devresinde sulanması gerekmektedir. Sulama sırasında suyun 1,5- 1,80 m . yani köklerin en çok bulunduğu toprak bölgesine ulaşması istenir. Sık sık yüzeyden yapılan sulamalar meyve ağacına zarar verecektir. Kurakları uzun süren bölgelerde özellikle hasattan sonra sulamaya önem verilmelidir. Genelde kayısı ağaçları meyilli arazinin eteklerine dikilir. Su tutan ve derin topraklara dikilmiş olan kayısı ağaçları zamk çıkarmakta ve çok miktarda çiçek ve meyve dökümü yapmaktadır. Kışı şiddetli geçen bölgelerde kayısı ağaçlarının sulanmasını iyi bir şekilde ayarlamak icap eder. Genellikle kayısı ağaçlarının sulanmasına Mayıs ayından itibaren başlanarak ağaç 22 Ağustos tarihine kadar her 20günde bir tekrarlanması ve 26 Eylül'e kadar devam ettirilmesi gerekir.

4. Gübreleme ;

Bahçelerde geçici örtü bitkisi yetiştirilmesiyle ağaçların organik madde ihtiyaçları büyük ölçüde karşılanmış olur. Kayısı bahçeleri için her üç yılda bir dönüm başına 3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi uygun olup, suni gübrelerden her yıl ağaç başına her ağacın yaşı için 100 gram hesabı ile verilmesi faydalıdır. Gübre olarak şeftali ve eriklerdeki isteklerle aynı olsa da kayısının potaslı gübreleri sevdiği anlaşılır ; Fostorlu gübreyi daha çok “transplantasyonlarda” vermek lazımdır. Fosforlu gübreler sonbaharda ağacın gövdesinden itibaren 1- 1.5 m . dışına açılacak bir ark içerisine bant şeklinde verilmesi, azotlu gübrelerinde ilkbaharda mart başında 1/2sini, mayıs başında 1/2sini olmak üzere serpme şekilde verilmesi gerekir. Çinko fosfat eksikliği yapraklarda anlaşılır. Bilhassa sulamayla yıkanan topraklarda bunu iyi kontrol etmek gerekir. Güneşin de bu hususta etkisi vardır. Kireçli topraklarda demir eksiği görülür; bu sararan yapraklardan anlaşılır; fakat bunu kalsiyum-potasyum-demir kombinezunu ile izah etmek lazımdır. 0.003'ten fazlası tuz zehirlenmesine yol açar. Gübrelemeden önce mutlaka toprak tahlili yapılmalıdır.

5. Hastalık ve Zararlılar,

Kayısı ağaçlarında görülen hastalık ve zaralılar, kızılleke(yanıklık),kabuklu bit,tırtıllar , monilya ve yaprak bitleri olarak bilinirler.Bazı hastalıklarla mücadele kış aylarında başlamalıdır. İlkbahar aylarından itibaren yine hastalık ve zararlılarla mücadeleye devam edilmelidir.


imperiaflex_0_4_10.jpg

ERİK YETİŞTİRİÇİLİĞİ


1. Tarihçesi ;

Erik çeşitlerinin tarihçesi, gelişmesi ve günümüze kadar korunmasında Anadolu gen kaynağı olmuştur. Erikler Asya-Avrupa, Japonya-Çin ve Kuzey Amerika kökenli türleri olmak üzere 3 gruba ayrılır. Ülkemizde erik üretimi taze tüketilen çeşitler ile yapılmaktadır.Bazı bölgelerimizde kurutmalık çeşitlerde yetiştirilmektedir.

2. İklim isteği ;

Erikler çeşitlerine göre genel olarak değişik iklim şartlarında yetiştirilebilir. Can erikleri ılıman, Avrupa erikleri kışı daha soğuk geçen soğuk ılıman, Japon erikleri ise kışı soğuk geçmeyen ılıman veya sıcak ılıman iklimlerde en uygun şekilde yetişirler. Bu nedenle; erik ağaçları, çeşitlerine göre tüm bölgelerde yetiştirilebilir. Birçok meyve türünde olduğu gibi erikte de soğuklama ihtiyacı vardır.
+7 derecenin altında can erikleri 400-500saat, Japon erikleri 600 saat, Avrupa erikleri ise 1000 saatin üzerinde soğuklama ihtiyacı duymaktadır. Erken çiçek açan Can ve Japon eriklerin çiçeklenme ve genç meyve döneminde soğuğa ve dona hassasiyet göstereceğinden kış ve ilkbahar donlarının sık olduğu bölgelerde yetiştirilmesi sakıncalıdır. Avrupa erikleri Japon çeşitlerine göre soğuğa karşı daha dirençlidirler. Bazı çeşitlerin uyku döneminde –40 dereceye kadar dayanabildiği bilinmektedir.

3. Toprak ve Sulama İsteği ;

Toprak bakımından erik ağaçları fazla seçici değildirler. Toprağın çok kumlu olduğu durumda erik ağacının ömrü kısa olur. Bu tür topraklarda Japon çeşitleri tercih edilmelidir.Organik madde bakımından zengin , yeterli miktarda neme sahip topraklarda çok iyi derecede gelişme sağlarlar.Aynı zamanda ağır, Killi orta derecede kireçli ve taban suyu yüksek arazilerde de yaşadıkları bilinmektedir. Erik ağaçlarının toprak sürümleri sonbaharda yapılmalıdır. İlkbaharda toprak tava gelince şubat sonu veya mart ayı içinde ot mücadelesi yapılarak, sulama kanalları açılıp, ağaçların dipleri çapayla işlenmelidir. Yazın da sürüm yerine, yüzeysel toprak işlemeleri yapılır. Erik ağaçları saçak köklü olduklarından ve kökler yüzeysel geliştiklerinden, bunların su istekleri derin köklü meyve türlerine göre daha fazladır. Yazları kurak geçen bölgelerde erik ağaçları düzenli olarak sulanmalıdır. Yeterli su ihtiyacını alan ağaçlardaki meyve kalitesi de daha yüksek olacaktır.

4. Gübreleme ;

Gübre bakımından eriklere dengeli besin hazırlanması gerekir. Bölge koşullarına göre, yaprak ve toprak tahlilleri hesaba katılarak gübrenin temin edilmesi ve miktarının saptanması önem kazanmaktadır. Gübrenin miktarında ağacın yaşı , verim durumu , toprak yapısı ve ekolojik koşullarda etkilidir. Bahçede bitki örtüsü olması halinde gübrenin önemi daha da artmaktadır. Kimyasal gübrelerden fosfor ve potaslı gübreler kış başında; azot gübresi olarak kullanılan sülfat da kış sonunda ilkbahar gelişmesi başlamadan önce verilmelidir. Azotlu gübreler ağacın gelişimi üzerine; bor ve kalsiyumlu gübreler ise meyve kalitesi üzerinde etkilidir. Bu gübrelerden başka dekara 2-3 ton yanmış çiftlik gübresi tavsiye edilir..

5. Seyreltme;


Tüm meyve ağaçlarında olduğu gibi erik ağaçlarında seyreltmenin önemli bir yeri vardır.Bu seyreltmeler zamanında yapılmalıdır. Düzenli seyreltme yapılan ağaçlar, kaliteli meyveler oluştururlar, aynı zamanda bir sonraki yılın meyve çiçek gözlerinin de sağlıklı oluşmasına faydalı olurlar. Bu seyreltmeler genelde insan gücü ile yapılır.Kimyasal ve mekanik olarak ta seyreltilebilir.

6 .Hastalık ve Zararlılarla Mücadele;

Erik ağaçlarında, Monilya,Yaprak delen,Meyve iç kurdu,yaprak bitleri,san jose, kırmızı örümcek,kökteki nematod ve kanser gibi hastalık ve zararlılar görülmektedir. Bu hastalık ve zararlılarla mücadeleler zamanında yapılarak kontrol altına alınmalıdır. Erik ağaçlarına sonbaharda yaprak dökümünden hemen sonra %3 lük , ilkbaharda da gözler kabarmadan %1 lik bordo bulamacı yapılır. Bu arada san jose ye (kabuklu bit) karşı kışlık yağ mutlaka kullanılmalıdır.Kışlık yağ uygulaması gözlerin uyanmadan , hava sıcaklığının 5 derece olduğu zaman atılmalıdır. Bu uygulama üç yılda bir tekrarlanmalıdır. Diğer hastalık ve zararlılarla mücadele çiçeklenme sonrası başlanmalıdır.

gdust1_small.jpg

ŞEFTALİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Seftalinin ana vatanının Doğu Asya ve Çin olduğunu düşünülmektedir.Oradan İrana gelmiş, Yunanlılar ve Romalılar MÖ 1000 yıllarında bu meyveyi tanımışlardır. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliği birkaç ilimiz dışında tüm illerde yapılabilmektedir. Şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgeler içerisinde Marmara Bölgesi başta gelmektedir.

İklim İstekleri

Şeftali değişik iklim şartlarına uyabilen meyve türlerinden biridir.Şeftali yetiştiriciliğini sınırlayan faktörlerin başında düşük kış sıcaklıkları, çeşidin soğuklama ihtiyacı ve ilkbahar geç donları ile düşük yaz sıcaklıkları gelmektedir. Kış sıcaklığının - 18oC ile -20 C'ye düştüğü yerlerde gözler ve sürgünler donar, - 25 C'de ise ağaçlar donabilir. Şeftali çeşitlerinin kış soğuklama istekleri 250 ile 1250 saat arasıdır. Çeşitler kış soğuklama ihtiyacını tamamlayamadığında ağaçlar çiçek tomurcuklarını ve çiçeklerini döker ilkbaharda çiçeklenme geç ve düzensiz olur bunun bir sonucu olarak da ürün alınamaz.. Şeftali erken çiçek açan bir meyve olduğundan çiçekler açıldıktan sonra meydana gelen ilkbahar geç donlarından çok zarar görürler. Ayrıca Yaz sıcaklığının düşük olduğu yerlerde meyvelerin olgunlaşması gecikir ve meyve kalitesi düşer. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı bölgelerde yaz sıcaklığı şeftalinin isteklerine uygundur.
Toprak İstekleri
Şeftali için toprak isteği asıl üzerine aşılı anacın isteği anlamındadır. Şeftali şeftali anacı üzerinde tınlı, milli, süzek, kumlu killi, çakıllı ve çabuk ısınan alüviyal toprakları sever. Toprak pH'sı 6-7 arasında olmalıdır. Kumlu topraklarda yeterli sulama ve iyi gübreleme ile şeftali yetiştirilebilir. Ağır, nemli ve soğuk olan killi topraklarda yetişen ağaçların sürgünleri iyi pişkinleşemediğinden kış soğuklarından zarar görerek ağaçlarda zamklanma oluşur.
Bahçe Tesisi
Şeftali bahçeleri genel olarak, 1 yaşlı fidanlarla kurulur. Fidan dikimi tercihen sonbaharda yapılır. Ancak kışı soğuk geçen yerlerde ilkbahar dikimi tavsiye edilir.Dikim derinliğinde en iyi ölçü fidanları fidanlıktaki derinliğinden daha derin dikmektir. Pratikte aşı yerinin toprak yüzeyinde kalması ile derinlik aynıdır.Fidanların kökleri sökülürken hasar görmemeli koparılmamalı ve yaralanan kısımlar yara üzerinden kesilmelidir. Gövde yüksekliği isteğe bağlı olup bodur olarak yetiştirilecek ağaçlarda ortalama 0.70 -0.80 cm en uygunudur.Bahçe tesisinde, öteki meyvelerde olduğu gibi derin bir toprak işlemesi şarttır. Bahçede ağaçlar arasında anaca ve toprak şartlarına göre 5 x 5 m veya 6 x 6 m mesafe uygundur.

Yıllık Bakım İşleri

Toprak İşleme: Sonbahar, erken ilkbahar, ilkbahar sonu ve bazen de yaz mevsimi içinde olmak üzere bir yılda 4 sürüm yapılır. Ağaç dipleri belle işlenir. Ucuz olması nedeniyle yaz aylarında yapılması gereken toprak işlemesi yerine ot biçme uygulanabilir.
Sulama: Sert çekirdekli meyveler arasında en fazla su isteyen bitki şeftalidir. Meyvelerde çekirdek teşekkülünden sonra suya ihtiyaç vardır. Su ihtiyacı ise iklim ve toprak özelliklerine göre farklılık gösterirler. Meyve hasadından önceki sulamalar meyvelerin irileşmesine ve renklerinin koyulaşmasına etki eder.
Gübreleme: Şeftali bahçelerinde ürün yolu ile topraktan alınan besin maddelerinin tekrar toprağa verilmesi gerekir. Verilecek gübre miktarının yaprak ve toprak analizleri ile belirlenerek uygulanması en geçerli yöntemdir.Şeftali bahçeleri kurulurken bir öncelikle bir temel gübreleme yapılır. Şeftali bahçelerinde iyi bir gübreleme ahır gübresi veya yeşil gübreye ilaveten
ticaret gübrelerinin uygulanması ile olur. Üç yılda bir dekara 1,5-2,5 ton hesabıyla ahır gübresi veya ekonomik olmadığı hallerde her yıl yeşil gübre verilerek toprağın organik madde içeriği artırılmalıdır.Suni gübrelerden her yıl ağaç başına her ağacın yaşı için 100 gr. hesabı ile (Örneğin: 5 yaşındaki ağaca 500 gr) verilmesi faydalı olur. Fosforlu gübreler sonbaharda ağacın gövdeden itibaren 1-1,5 m dışına açılacak bir ark içerisine bant şeklinde verilmesi, azotlu gübrelerinde ilkbaharda mart ayı başında 1/2 si, mayıs ayı başında da 1/2 olmak üzere serpme şeklinde verilmesi gerekir.

Budama: Şeftali ağaçlarında iki tip budama uygulanır. İlki:Yeni dikilen fidanlarda şekil budaması yapılır. Şeftali ağaçlarına goble veya değişik doruk dallı şekil verilir. Kurak bölgelerde doruk dallı şekil vermek uygundur.Diğer budama ise mahsule yatmış şeftali ağaçlarında uygulanan mahsul budamasıdır. Şeftalilerde meyveler buket dalları ve bir yıllık sürgünler üzerinde meydana gelir. Bu nedenle her yıl yeni sürgün teşekkülünün sağlanması gerektiği için sert budama uygulanır.İyi bir budama yapabilmek için dal çeşitlerinin ve üzerinde bulunan gözlerin (çiçek gözü, odun gözü) durumu dikkate alınmalıdır. Budama esnasında çiçek ve odun gözlerini karışık şekilde taşıyan dallar bırakılmalı, yalnız çiçek gözü taşıyan dallar kesilmelidir.Budama uygulamalarında gerekiyorsa önce kalın dal kesimi yapılmalı sonra ana dallar üzerindeki dallar seyreltilmelidir. Ana dallar üzerinde 20-25 cm ara ile çıkış yerleri ve yönleri farklı dallar bırakılmalıdır. Bırakılan dalların uzunluğu 50-60 cm den fazla ise 1/3 oranında uçları kesilmelidir. Ana dalların uçları bir yan dal üzerinde kesilmeli, uç kısmında birbirine yakın iki veya daha fazla dal bırakılmalıdır.

anna2000a_small.jpg

ELMA YETİŞTİRİÇİLİĞİ


1. Tarihçesi: Anavatanı Kafkasya olan elmadan mutasyon değişimler sonucu çeşitli kültür elmaları elde edilmiştir. İnsanların MÖ.6000 yıllarında elma yetiştirmeye başladığı bilinmektedir. Ticari olarak kullanılan çeşitler doğal seleksiyon, mutasyon ve hibritleme yolu ile elde edilmiştir. Gelişen teknolojiye
göre gen teknolojisi (Biyoteknoloji) ile çeşitli zenginlikler elde edilmiştir.
2. İklim Şartları: Elma bir serin iklim bitkisidir. Kış aylarında -40 dereceye kadar gövde ve -30 dereceye kadar dal ve dalcık dayanması vardır. Elma yetiştiriciliğini tehdit eden ilkbahar geç donlarıdır. İlkbahar geç donları olan bölgede bahçe tesisi kurmak risklidir. Donların en etkili olduğu alanlar; çevreye göre çukur, rüzgar sirkülasyonu hiç olmayan veya yetersiz olan alanlar, vadiler ve taban arazileridir. Elma ağacı yazları 40 derece ve üzeri olan bölgelerde iyi gelişme göstermez. Elma ağaçlarında en önemli unsurlardan biride kış soğuklama isteğinin karşılanmasıdır. Bu ihtiyacının 7 derecenin altında devam eden sıcaklıklardır. Soğuklama ihtiyacını alamayan ağaçlarda fiziksel bozukluklar, düzensiz çiçeklenme ve meyve tutumunun az olması gibi olumsuz durumlar görülebilir.
3. Toprak ve Su İlişkisi: Elma ağacı, çeşitli topraklarda yetişiyor olsa da genelde; ağır killi karakterli, ağır kireçli , taşlı ve çakıllı, taban suyu yüksek olan topraklar için pek uygun değildir. Özellikle klon anaçlarına aşılı ağaçlar için kesinlikle uygun değildir. Elma yetiştiriciliğinde en uygun toprak çeşitleri; tınlı, kumlu, sıcak, geçirgen ve organik madde yönünden zengin olan topraklardır. Bununla beraber toprak rezervinin derin olması ağacın gelişmesi ve sağlığı açısından olumlu yönde etkiler.
Elma ağaçlarında kökler derinlere ulaştığından susuzluğa tahammüllüdürler. Tabi bu susuzluğa dayanıklılık her toprak yapısı için geçerli değildir. Ağaçtaki meyve tutumu, ağacın yaşı, anacı ve çeşidine göre değişir. Özellikle klon anacı üzerine aşılı ağaçlara mutlaka sulama yapılmalıdır. Bu sulamalarda damla sulama tekniği kullanılmalıdır.

4. Seyreltme: Meyve seyreltmesi meyvelerin çok olduğu yıllarda mutlaka yapılmalıdır. Bu seyreltme ağacın bir sonraki yıl için meyve gözlerinin hazırlanması ve o yılki meyvelerin kaliteli olmasına etkili olacaktır. ağacı yormayacak, ancak kalitenin yüksek ve her yıl düzenli meyve alımını sağlayan etkendir. Haziran dökümünden sonra yapılmalıdır. İki meyve arasında 12-20cm mesafe kalacak şekilde bırakılmalıdır. Bu seyreltmeler genelde insan gücü ile yapılabildiği gibi kimyasal olarak da yapılabilir.
5. Gübreleme : Elma bahçelerine gübrelemeden önce mutlaka toprak tahlili yapılmalıdır. Bu tahliller doğrultusunda ağacın yaşı, büyüme gücü, toprak yapısı ve üzerindeki meyve tutumu dikkate alınmalıdır. Kimyevi gübrelemelerde ağaçlara verilecek gübreler zamanında yapılmalıdır. Hasat sonrası verilecek gübreler ağaçlara zarar verecektir. Bir diğer gübreleme de yanmış çiftlik ve organik gübre kullanımıdır. Bu çiftlik gübreleri sonbahar-ilkbahar döneminde dekara 2-3 ton yayılarak yapılmaktadır. Bu gübreleme sayesinde toprak organik madde yönünden zenginleştirilip yumuşak ve tavlı kalması sağlanır.
6. Hastalık ve Zararlılar : Elmada en çok problem teşkil eden karaleke, külleme ve memeli pas adını verdiğimiz hastalıklar görülür. Bunlarla bilinçli ve programlı mücadele yapılmalıdır. Zararlı olarak başlıca Meyve iç kurdu, göz kurtları, akarlar, yaprak bitleri ve bir çok zararlı ile toprak altı zararlıları da vardır. Bunlarla mücadele zamanında yapılmalıdır.

Başlıca Elma Hastalıkları ve Mücadele Yolları

A) Karaleke Hastalığı ; Yurdumuzun her bölgesinde yaygın bir hastalıktır. Çiçeklenmeden hemen sonra yapraklarda meydana gelir. Elmalarda genellikle yaprakların üst yüzeyinde önce yuvarlak sonra intizamsız önce yağ lekesini andıran yeşilimsi siyah sonra grimsi koyu kahve renklerine dönen lekeler oluşur.

Mücadelesi; Program halinde sırasıyla yapılmalıdır.
a) Gözler uyanmadan önce bordo bulamacı ile ilaçlanır,
b) Gözlerin patlama devresi kimyasal mücadele,
c) Yapraklar fare kulağı dönemi kimyasal mücadele,
d) Pembe tomurcuk devre ilaçlaması,
e) Çiçek taç yapraklarının %80'i döküldükten sonra,
f) Meyveler fındık büyüklüğünü aldığı dönem ilaçlaması,
g) Bundan 15-20 gün sonra tekrarı yapılmalıdır.
B) Külleme Hastalığı ; Gözlerin kabarmasından hemen sonra yeni sürgünlerde özellikle yaprakların alt yüzünde çiçek tomurcuğu ve çiçeklerde bilhassa sürgün uçlarında beyaz unlanmış gibi bir tabaka halinde görülür. Mücadelesi ; Mantari bir enfeksiyon olan külleme hastalığı mücadelesi, kara leke mücadelesi ile birlikte yapılmalıdır.
C) Memeli pas Hastalığı ; Yapraklar da deforme ile toplu iğne ve kibrit çöpü başı iriliğinde tümsek ve çukurcuklar ile kendini gösterir. Tahribatı mildiyu benzerliğindedir. Mücadelesi ; Kara leke ve külleme program mücadelesi yapıldığında bununla da mücadele yapılmış olunmaktadır.
Elmada Başlıca Zararlılar ve Mücadele Yolları
Elma İç Kurdu ; Kelebek yumurtalarını oluşan meyve üzerine bırakır. Buradan çıkan kurtçuk meyvesi delip içeri girer. Büyümesini sürdüren meyve yarayı kapatır kurtçuk içerde zararını sürdürmeye devam eder. Bu aşamadan sonra yapılacak ilaçlama fayda sağlamayacaktır.Mücadelesi ; Çiçek taç yaprakların %80'i dökülünce başlanmalı 15 gün ara ile program halinde sürdürülmelidir. Gözlem istasyonu olan bölgelerde kelebekler inricar edince başlanan mücadele daha etkili olur. Akarlar (Kırmızı Örümcek) örümcek hariç diğer zararlılarla mücadele elma iç kurdu mücadelesi yapıldığında bunlarla da mücadele yapılmış olunur. Bunlar (Yaprak biti-Göz kurdu-Ağ kurdu vb) Akar ,kabuklu ve pamuklu bitler şayet görülürse ayrıca zirai mücadelesi uygulanmalıdır .


hpim6740_small.jpg

PORTAKAL & MANDALİNA YETİŞTİRİÇİLİĞİ VE ÇEŞİTLERİ


NOVA

1942 yılında ABD'de Gardner tarafından Klemantin mandarini ile Orlando tanjelosunun melezlenmesi sonucu elde edilmiş ve gerekli incelemeler ve araştırmalardan sonra yetiştiricilere 1964 yılında tanıtılmıştır. Türkiye'ye 1967 ve 1973 yıllarında yapılan introduksiyonlar ile girmiştir. Soğuğa dayanıklı bir çeşittir. Ağaç tacı geniştir ve oldukça verimli bir çeşittir. Ağaçları büyük, kuvvetli, parlak yapraklı ve dikenlidir. Meyveleri orta büyüklüktedir. Çekirdekli olması arzu edilmeyen bir özelliğidir. Çekirdek sayısı döllenmeye bağlı olarak değişiklik gösterir. Oldukça büyük ve lezzetli meyvelere sahiptir. Meyve eti kalitesi çok yüksektir. Meyve kabuğu parlak portakal renkli ve hafif pürüzlüdür. Kabuk meyve etine sıkı bağlıdır. Meyveleri hafif basık şekilli, genişliği 73.86 mm , uzunluğu 63.50, ağırlığı 172.42 gr'dır. Meyve eti koyu portakal renginde, sulu ve lezzetlidir. Şeker miktarı %11.20, asit miktarı%1.03'dir, şeker / asit oranı ise çok yüksektir. Kabuk kalınlığı 3.96 mm , ete sıkı bağlı ve soyulması çok kolay değildir. Puflaşmadan uzun süre ağaç üzerinde kalabilir. Olgunlaşma zamanı Kasım ayıdır . Ağaç üzerinde oldukça uzun süre kalabilir. Taşınmaya ve depolamaya uygun bir çeşittir. Son yıllarda piyasanın aranılan çeşitlerinden biri olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde hızla yayılmaktadır. Dünyada ise İspanya ve İsrail'de yetiştirilmektedir. Verimli bir çeşit olup periyodisiteye eğilimi azdır.

FREMONT

Fremont mandarin çeşidi ABD'de Dr. Jr.Furr tarafından Klemantin ve Ponkan mandarinlerinin melezlenmesi sonucu elde edilmiştir. 1967 ve 1973 yıllannda ABD'den yapılan introduksiyonlar ile Türkiye'ye girmiştir. Tüm dünyada sadece Türkiye'de özellikle Adana – Mersin Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan bir çeşittir. Koyu kırmızımsı, parlak ve pürüzsüz kabuğu 3 mm'dir. Olgunlaştıktan sonra kalitesini kaybetmeden yaklaşık 3 ay (Mart ortalarına kadar) ağaçta kalabilir. Depolama ve taşımaya elverişlidir. Meyve kabuğu hasat döneminde koyu kırmızı-portakal renkli, parlak ve düzgündür; kalınlığı 3.01 mm 'dir. Kabuk meyve etine sıkı bağlıdır. Kolayca puflaşma görülmez. Taşımaya ve depolamaya elverişlidir. Meyveleri yuvarlak şekilli, genişliği 55.00 mm , uzunluğu 47.06 mm , ağırlığı 75.91 gr'dır. Meyve eti koyu portakal renkli, yumuşak ve lezzetlidir. Olgunluk döneminde, usare miktarı % 43.87'dir. Suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM) % 13.01, titre edilebilir asit miktarı (A) ise % 1.39, SÇKM/A oranı 9.78'dir. Meyve başına 11.38 adet çekirdek düşmektedir. Bu çeşidin olumsuz yönleri çok çekirdekli ve suda çözünebilir kuru madde miktarı ile asitliğin beraberce yüksek olmasıdır. Periyodisite gösterir. Çok erken yaşlarda meyveye yatar. Bu özelliği yetiştiriciler tarafından aranılan bir çeşit olmasına yol açmıştır. Ağaçlar, olgunluk dönemine eriştikten sonra, fazla meyve tuttuğundan dolayı meyveler küçülür; bu nedenle seyreltme yapılmalıdır. Ağacı genellikle kuvvetle ve dikine büyür. Dalları hemen hemen dikensizdir. Orta erkenci bir çeşittir. Olgunlaşma zamanı Aralık ve Ocak aylarıdır. Olgunluk ilerleyince kalite pek bozulmaz. Türkiye'de 1970 - 1980 yılları arasında özellikle Doğu Akdeniz bölgesinde hızlı bir gelişme göstermiştir. Yetiştiriciliği daha çok. Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracata koşut olarak gelişmiştir.

OKTSU

Miyagawa (Japonya'da, Satsuma Grubu içinde üretimi en çok yapılan erkenci çeşitlerden biridir.) çeşidinin Poncirus trifoliata (Üç Yapraklı Portakal) ile kontrollu tozlanması sonucu oluşan meyvenin tohumlarından 1940 yılında nüseller olarak Japonya'da elde edilmiştir. Meyveler Miyagawa çeşidinden biraz daha büyük yapılı olup, kabuk pürüzsüz diğer satsuma çeşitlerine göre meyve kabuğu daha ince ve hafiftir. İspanya'da yaklaşık 15 Eylül'de hasadına başlanan ve Satsuma grubundan olan Clausellina çeşidine göre, Okitsu çeşidinin dış kabuk renklenmesi biraz önce oluşur. Bu sayede pratikte Okitsu, erken dış renklenmesi sayesinde Clausellina'dan bir iki gün önce toplanabilir. Genç ve güçlü dalları dikenlidir. Satsuma grubu içinde sadece Okitsu bu özelliğe sahiptir. Satsuma Wasse (Erkenci Satsumalar) grubu içinde dallarında dikenleriyle, daha güçlü görünüşlü, daha dik gelişen ve vejetatif aksam olarak daha yeşil yapraklara sahip bir çeşittir. Meyve büyük ve yassıdır. Tadı hoş ve iyi kalitededir. Çok erkencidir. Verimlidir. Taşınması ve pazarlanması sırasında olumsuzluklara karşı diğer satsumalara göre daha tolerantır.
ORTANIQUE
İlk olarak 1920 yılında Jamaika'da ortaya çıkmıştır. Bir mandarin ve portakal hibritidir. En çok yetiştirildiği ülkeler Jamaika, İsrail, Kıbrıs ve Fas'tır. Daha az olarakta diğer ülkelerde yetiştirilir. Bugün özellikle Kanada, Fransa ve İngiltere pazarında çok iyi bilinmektedir. İspanya'da ilk olarak 1989 yılında virüs ve virüs benzeri hastalıklardan ari olarak üretimine başlanmıştır. Ağaç orta büyüklükte, hemen hemen dikensiz ve yapraklar normal büyüklüktedir. Meyve üretimi iyidir ve ağaç daha çok görünüş olarak Fortuna'ı andırmaktadır. Meyvelerin büyüklüğü iyi olup genelde satsumadan daha iyi bir görünüşte ve hafif yassıdır. Kabuk kalın ve bazen meyve etine yapışıktır. Fakat meyve kolay bir şekilde soyulabilir. Yüzey kısmı pürüzsüz ve dip kısmı noktalıdır. Olgunlaşan meyvelerde dip kısım parlak turuncu sarı bir renktedir. Meyve eti turuncu ve tadı güzeldir. Bazen her bir meyve 10 kadar çekirdek içerebilir. Meyve suyu içeriği usare için kullanılan diğer çeşitlerden % 15 daha fazladır. Hasat donemi Mayıs ayıdır.

DOBASHI BENI
1980'li yıllarda California'da üretime baslanmasiyla, Cukurova'da gundeme gelmeye baslamistir. Son yıllarda İspanya'da Clausellina'ya olan ilgi azaldığındanö Dobashi Beni'nin erkenci Satsuma olarak dikimleri artmıştır. Ülkemiz için yeni çeşitlerden biridir. Agaclari gucludur. Turunçgil çeşitleri arasında soğuğa en dayanıklı çeşitlerden biri olarak bilinir. Genç ve güçlü dalları küçük dikenlere sahiptir. Erkenci bir çeşit olan Dobashi Beni'nin'nın hasat dönemi Eylul-Ekim aylaridir. Depolama ve taşımaya elverişli, verimli bir çeşittir. Kabukları incedir. Yüksek kalitede tada ve dokuya sahiptir. Ülkemizde ihracatı en fazla yapılan mandarin çeşitlerinden biri olmasi beklenmektedir. Ortalama agirligi 120-140 gr'dir. Okitsu'ya gore daha cekici bir renge sahiptir (orange) ve daha suludur. Kolayca soyulur ve şekerlidir. Şeker miktarı %9,2, asit miktarı %0,74, şeker/asit oranı ise 12,7'dir. Taşınması ve pazarlanması sırasında ortaya çıkabilecek olumsuzluklara karşı diğer Satsuma çeşitlerine göre daha dayanıklıdır. Halen ülkemizde üretilen turunçgil çeşitleri arasında en erkencilerden biridir







01.jpg

KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

1-) KİVİ ÖZELLİKLERİ ve ÜRETİCİ ÜLKELER :

Actinidia cinsine ait türlerin kaynağı doğu Çin dir. Çin den 1900lü yılların başında bir miktar tohum Yeni Zelandaya götürülmüştür. Bu tohumlardan elde edilen bitkiler arasından yetiştirilen çeşitler elde edilmiştir. Bütün Dünyada yetiştirilen çeşitlerin orijini Yeni Zelanda;dır. Hayward çeşidi ülkelere göre % 70-98 oranında üretimde yer almaktadır. Hayward ve diğer tüm çeşitler Actinidia deliciosa türüne dahildir. Actinidia tür ve çeşitleri, kuvvetli gelişen, kışın yaprağını döken sarılıcı asmalardır. Yetiştiriciliğinde asmalar direk ve tellerle desteklenirler. Çardak şeklinde terbiye edilebilmesi, ticari yetiştiricilik yanında ev bahçesi yetiştiriciliği için de çok uygun türler olduğunu gösterir.

Dünyada Kivi Meyvesi Yetiştiriciliği:

Kiwifruit, 1970li yıllardan sonra da Akdeniz;in kuzey ülkeleri, Avustralya,Güney Afrika, Şili, Kaliforniya, Japonya gibi birçok ülkede yetiştirilmeye başlanmıştır. Yeni bir tür olmasına karşılık üretiminde büyük artış hatta patlama olmuştur. Öyleki İtalya, Fransa ve Kaliforniya gibi bazı üretici ülkelerde 1980-90 arasında 2 yılda bir üretim alanı ikiye, üretim miktarı 3;e katlanmıştır. İtalya;da 1970lerde başlayan üretim 1990larda yıllık 200.000 tona yaklaşarak Yeni Zelandayı geçmiştir. Üretim, üretici ülkelerin iç tüketimlerinde, çoğunlukla da dış satımda değerlendirilmektedir. Üretimin % 40-70’i dış satımla değerlendirilmektedir. En önemli ithalatçı ülkeler ise başta Almanya olmak üzere kuzey ve orta Avrupa ülkelerdir.

Kivi yetiştirme çalışmaları Yalovada bulunan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde devam etmekte ve çok olumlu sonuçlar alınmaktadır.

Tüketicide Üretim ve Tüketimi :

Türkiyede henüz ticari amaçlı kivi üretimi çok yenidir. Bu nedenle tüketilen meyvelerin hemen tamamı ithal yoluyla sağlanmaktadır. Ticari amaçla kurulan, Orhangazi, Bursa ve Karamürsel yörelerindeki ilk bahçelerden birkaç yıldır ürün alınmaktadır.

2-) BİTKİ ÖZELLİKLERİ :

Kivi asmaları sarılıcı-tırmanıcı bitkilerdir. Toprak üstü aksamı çok kuvvetli değildir. Kök yüzlek ve saçak kök yapısındadır. Çoğunlukla toprağın 0-40 cm derinliğinde bulunur. Ancak uygun koşullarda 1-1.5 m derine gidebilir. Kılcal kökler hızlı gelişir ve yenilenir.

Gövde, sarılıcı asma gövdesidir. Genç yaşlarda gevşek ve kırılıcıdır. Gövde kendi ağırlığını taşıyamaz. Bu yüzden dikimden itibaren herekle desteklenmelidir. Şekil budaması ile dik ve düzgün gövde oluşturlması önemlidir. Gövde derin kış soğuklarından (-13 C ce daha aşağı ) zararlanır ve çatlar.

Sürgünler, 1 yaşlı çubukların gözlerinden sürerler. Sürgün ucu kırmızı tüylüdür. Sürgünler çok kuvvetli büyürler. Yaz ortasına kadar 2-3 m uzunluğa ulaşırlar.
Çiçeklenmeye kadar körpe ve gevşek olan sürgünler rüzgarla dipten kırılırlar. Büyümesi yavaşlayan sürgünlerin uçları herhangi bir desteğe veya kendilerine tutulur ve kıvrılırlar.

Çiçekler, dekoratif yapılıdır. Taç yaprakları beyazdır. Bir asmada yüzlerce çiçek bulunur. Tek tek veya 3lü gruplar halinde oluşurlar. Erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde bulunur. Yapısal olarak bahçe tesisinde dişi çiçek-li bitkilere mutlaka tozlayıcı (erkek-babalık ) bitkiler gereklidir.

Normal olarak çiçek ve meyve dökümü olmaz. Tozlanan bütün çiçekler meyve tutar. Bu yüzden kış budamasında yeterli sayıda göz bırakılmalı veya seyreltme ile meyve yükü dengede tutulmalıdır.

Meyve yıllık sürgünlerde tek tek veya 3lü gruplar şeklinde olur. Üst kabuk ince ve kahverengi tüylerle kaplıdır. Hasat olumunda 60-150 gr arası ağırlıkta olur. Meyve eit yeşil renkli ve çok çekirdeklidir, yüksek oranda (100-300mg/100gr.) C vitamini içerir. Ayrıcı P, Fe, K, ve Ca gibi mineraller ve bazı enzimlerce zengindir.

Ticari olarak bütün Dünyada % 80 100 oranında Hayward çeşedi ve Tomuri, Matua veya diger tip veya klomlar kullanılır.

Kivi asmaları Mart sonu- Nisan başında uyanır. Mayısın sonu- Haziranın ilk haftasında çiçek açarlar. Hasat Ekimin ikinci Kasımın birinci yarısında yapılır. Aralık ortasında yaprak dökerler.

3-) İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ :

Toprak İstekleri :

Kivi asmaları saçak ve yüzlek ve köklü olduğundan süzek, hafif ve derin topraklarda iyi gelişir. Killi, ağır (Su tutan ) ve taban suyu yüksek topraklarda sonuç olumsuz olur. Asitli topraklarda iyi gelişir. Toprak PH;sı tercihen 5.5-7.0 arasında olmalıdır. Toprakta en çok % 8 kireç olmalıdır. Organik maddece zengin topraklarda sonuç olumlu olur.

İklim İstekleri : Actinidia asmaları vegestasyon dönemi uzun bitkilerdir. Gözlerinh uyanmasında yaprak dökümüne kadar 240-260 gün don olmayan gelişme süresi ister. İlkbaharın geç donlarında sürgünler zarar görebilir. Bitkiler sürekli ve sert rüzgar alan yörelerde gelişemez. Verim yaşındaki bitkiler kışın -13 Cye kadar dayanabilirken genç bitkiler daha yüksek (-4, -6 C ) sıcaklıklarda zararlanabilir.

4-) TESİS TEKNİĞİ

Dikim Planı ve Dikim :

Kivi tesisinde fidanlar iklim ve toprağa bağlı olarak 4x5, 5x2, 4x3 gibi değişik aralıklı ve mesafelerle dikilebilir. Kış soğuklarının derin olmadığı yörelerde ( Doğu Karadeniz ) sonbahar dikimi yapılabilir. Aksi halde ilkbahar dikimi yapılmalıdır. Dikimde çukurlar derin açılmalıdır. Dikim de tercihen 2 yaşlı fidanlar kullanılma- lıdır. Fidanların gövdesi 8-12 mm çapında ve iyi olgunlaşmış olmalıdır. Saçak kökler bol ve temiz (nematodsuz) olmalıdır. Dikimde fidanlar sürgünleri 3-4 gözden kesilir.

Destek Sistemi :

Kivi asmalarının gövdesi kendi ağırlıklarını taşıyamadıkları için direk ve tellerle desteklenerek yetiştirilirler. Direklere yeniden 1.60-1.80 m yüksekten 1,5 uzunluğunda bir kol bağlanır. Bu kol üzerinden 30 cm aralıklı 5 sıra tel çekilir. Teller sağlam ( 3 cmO ) ve paslanmaz (galvenize ) olmalıdır. Direkler ağacı veya beton 10-12 cm çapında ve 2.20 2.40 m uzunluğunda olmalıdır. Çapraz kollar ağaçtan ( 5x8 cm )veya demir / lık köşebent veya 3 cmO boru) olabilir. Sıralar kuzey ve güney uzanımında olmalıdır.

5-) BAKIM İŞLEMLERİ

Su ve Sulama :

Asmalar yüzlek köklü, buna karşılık çok ve büyük yapraklı olduğundan su isteği fazladır. Doğu Karadeniz Bölgesi dışında yağış durumuna göre Haziran-Eylül arasında sulama gerekebilir. Bu dönemde sulama aralığı 2-7 gün arasında değişir. Su, çok önemli yörelerde damlama, diğer yörelerde minisprik (asma altı yağmurlama ) sistemleri ile verilmelidir.

Toprak İşleme :

Kökler yüzlek ve toprak sürekli nemli olacağından toprak işleme yapılmaz veya çok yüzlek yapılır. Birçok bahçede sıra araları otlu (yeşil örtü ) dur, sıra üzerlerinde yabancı otlar ilaçlarla kontrol edelir.

Budama :

Ürün bir yaşlı, ürün çubuklarından alındığından budama ve yükleme çok önemlidir. Asmalarda 5 yaşından sonra gelişmeye göre kış budamasında 100-400 göz bırakılır. Çubuk uzunlukları 6-18 gözlü olabilir. Bitkilerde sıkışıklığı azaltmak ve güneşlenmeyi artırmak için yaz budamaları da uygundur. Kış ve yaz budamaları esasları bağcılıktakine benzer.

Gübreleme :

Asmlar topraktan her yıl fazlaca makro ve mikro besin elementleri kaldırılır. Bunların düzenli olarak toprağa verilmesi gerekir. Dikimden önce dekara 2-3 ton verilecek çiftlik gübresi 3-4 yıl aralarla tekrarlanmalıdır. Kivi asmaları mineral madde noksanlıklarına duyarlıdır. Özellikle K, Mğ,Zn ve Fe noksanlıkları sık görülür.

Soğuktan Korunma :

Genç Kivi asmalarının gövdeleri kış soğuklarından saman ot, çuval gibi malzeme ile korunabilir. İlkbahar geç donlarından korunmanın en etkili yolu ile minisprik ( yağmurlama ) sistemleridir. Ancak kış soğukları nadir olarak bitki kaybına yol açar. Üst aksam donsa da toprak içinde ki uyur gözlerle asma tacı yenilenir.

Arı Kovanı Bulundurulması :

Etkin bir tozlama ve meyve tutumu için çiçeklenme zamanı bahçede arı kovanı bulundurlmalıdır. Erkek çiçeklerin polenleri arılarla dişi çiçeklere taşınırlar. Rüzgarla tozlanma çok az olur.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele :

Kivi asmalarının diğer bazı kültür bitkileri gibi piriyodik ilaçlamayı gerektirecek
hastalık ve zararlısı yoktur. Bir çok bahçede çok az ilaçlama yapılır veya hiç yapılmaz. Bununla birlikte çevredeki konukçu bitkilerden gelecek veya toprakta mevcut hastalık
etmeni veya zararlılara karşı dikkatli olunmalıdır.

6-) VERİM VE HASAT

Tesiste 2 yaşlı fidanların kullanılması halinde, dikimin 3. Yılından itibaren verim alınmaya başlanır. Doğal olarak ilk yıllar az olan verim bitki gelişmesine paralel artar. Asmalar tam verim yaşına 6-7 yaşında girerler. Bitki başına verim uygun çevre ve bakım koşullarında 40-50 kg a çıkar. Bu durumda dekara verin de 2-3 tonu bulur. Ancak bütün bitkilerde olduğu gibi verim ile kalite arasında denge korunlamalıdır

ÖZET :

Kivi son 20 yılda birçok ülkede üretimi hızla gelişen bir meyve türüdür. Sarılıcı ve tırmanıcı bir asma türüdür. Bu yüzden direk ve tellerle desteklenerek yetiştirilir. Ticari yetiştiricilikte büyük çoğunlukla Hayward çeşidi ve tozlayıcıları (Tomuri, Matua ) kullanılır.

Actinidia adaptasyonu geniş olan bir türdür. Bu yüzden farklı ekolojilerde yetiştirilebilir. Yetiştiriciliğini düşük kış sıcaklıkları ( 13 C ve aşağı ), ilkbahar geç donları ve sürekli rüzgar kısıtlar. Vegatosyon dönemi 230-260 gün sürer. Yetiştirileceği topraklar derin, süzek, az kireçli olmalıdır. Bakım işlemlerinin en önemlisi sulama ve budamadır. Bitkiler orta bünyeli topraklarda bile susuzluğa ancak 7-10 gün dayanabilir. Budama ise meyve yükü ile ürün/yaprak ilişkilerini doğrudan etkilediğinden önemlidir.

Tam çiçeklenmeden 140-160 gün sonra hasat edilen kivi meyvesi, ancak olgunlaştıktan sonra yenebilir. Pra-tikte genel olarak burada belirtilenlerden daha yüksek verimlere ulaşır. Hasat olumuna gelen meyvelerde görünür bir değişiklik olmaz. Meyve sertliğini korur, renk değişmez, tüyler dökülmez. Diğer ülkelerde suda çözünür kuru madde en az % 6.2 olunca hasat edilir. Bu da refraktometre ile belirlenir. Sertlik ise 8-10 kg/cm2 civarındadır. Ancak geç hasat edilen meyvelerde kalite daha yüksektir. Bu yüzden suda çözünür kuru madde
( SÇKM )nin %8.5-9 da hasat edilmesi önerilir.

Hasatta meyve sapı dalda kalır, meyve sapsız toplanır. Çiçeklenme eli hasat
arasında 140-160 gün geçer. Hasat edilen meyve hemen yenemez. Yeme olumuna
gelmesi için mutlaka olgunlaştırılması gerekir. Olgunlaşma oda sıcaklığında ( 20 C )
7-15 günde tamamlanır. Yeme olumuna gelen meyvelerde sertlik 1 kğ/cm2, SÇKM de % 13.5-15 arasında bulunmalıdır. Hasattan sonra meyveler kolaylıkla ve uzun süre depolanabilirler. Nemli ve serin ortamda 2 aya kadar kolaylıkla saklanabilen meyveler
soğuk hava depolarında (0-0.5 C sıcaklık, %90 nem) 6 aya kadar muhafaza edilebilir.

cilek5a.gif

ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ



GİRİŞ

Üzümsü meyveler grubuna giren türlerden en önemlisidir.Çilek meyvesi gerçek bir meyve olmayıp yenen kısmı 40-60 kadar pistilin birleştiği çiçek tablasıdır.

Çilek yüzeysel kök yapan otsu bir bitkidir.Kökler iyi drene edillmiş(süzek)topraklarda 60-70 cm’ ye kadar iner.Ağır topraklarda ise kökler yatay büyür.

Çileğin kök gövdesi ya da taç kısmı : çok kısalmış bir gövdedir.

Çilek yaprakları 2/5 düzeninde spiral olarak dizilmiştir.İlkbaharda havalar ısınınca patlayan embriyonik yapraklar 2-3 hafta sonra tam büyüklüğe erişir.Her yaprağın 1-3 ay ömrü vardır.

Kollar (stolonlar)yaz boyunca yeni yaprakların koltuklarındaki tomurcuklarından oluşarak gelişirler.

Çilekte çiçekler salkım şeklindedir.Buna değişmiş gövdede denilebilir. Çilekte iyi tozlanma gereklidir.İyi tozlanmış meyvelerde şekil bozukluğu olur.Tozlanmadan sonra meyve genelde 30-35 günde olgunlaşır.


ÇİLEĞİN GÜN UZUNLUĞUNA DUYARLILIĞI



Çilekte kısa günde çiçek gözleri, uzun günde kol gelişimi olur.Bu sebeple çilekte verim ile gün uzunluğu ijgilidir.Bu sebeple bir bölgeye uyan çeşit,diğer bölgeye uymayabilir.

Çiçek gözü oluşumunda gün uzunluğu ile sıcaklık ilişkisi ve çeşit özelliği bağlantılıdır.



ÇİLEK BİTKİSİNDE SOĞUKLANMA İHTİYACI



Soğuklamanın verim üzerine etkisi tartışmalı olmakla birlikte, kalite üzerine olumlu etkisi olduğu kesindir.Çileklerin soğuklama ihtiyacı 400-500 saat olarak belirlenmiştir.



ÇİLEK ÇEŞİTLERİ



Yetiştirici çilekçiliğe başlamadan önce Pazar durumunu incelemelidir.Üretici reçel, marmelat ve meyve suyuna uygun bir sanayi çeşidinin Pazar şansını yüksek görürse, ona uygun çeşit seçmesi gerekir.Bazı bölgelerde çileğin dondurularak dışsatımı gelişmiştir.

Yetiştiricinin dikkat edeceği diğer hususlar ise;

-Çeşidin bölgeye uygun olup olmadığı,

-Verimliliği,hastalıklara dayanıklılığı,

-Pazarın aradığı çeşit olup olmadığı,

-Taşımaya dayanıklılığı,

-Bitkisinin kuvvetli olup olmadığı konularıdır.

Eğer seracılığa uygun çeşit düşünülmüyorsa,erkencilik çok önemlidir.Bazı bölgeler için son turfanda hasad önemlidir.Çilek bahçesi çeşidi karışmamış fidelerle kurulmalıdır.

ALİSO

Meyve iri, meyve eti sert, verimli, tat kalitesi orta,bitkisi kuvvetli,meyvenin saptan kopması oldukça kolay, erkenci ve serada yetiştiriciliğide uygun bir çeşittir.Meyve uçlarında şekil bozukluğu görülür.Reçel, marmelat ve meyve suyuna oldukça uygun, sarılığa oldukça duyarlı bir çeşittir.Kışları ılık bölgeler için uygundur.

TİOGA

Orta mevsimde olgunlaşır.Meyve iri, verimli ,meyve eti çok sert ,tat kalitesi orta ,derin dondurma ve gıda sanayii için oldukça uygun ,meyveninsaptan kopması güç ,botrisite dayanıklı ,sarılığa duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.Taşımaya dayanıklıdır.

POCAHONTAS

Erken - orta mevsim çileği ,derin dondurmaya ve sanayiye uygun, tad kalitesi orta ,meyvenin saptan kopması.

kolay ,meyve eti sert ,sarılığa dayanıklı ,meyve çürüklüğüne duyarlıdır.Yetiştiriciliği bütün bölgelere önerilir.

YALOVA-9

Aliso ve Arnavutköy melezidir. Erkenci ve seraya uygun bir çeşit olup ,Akdeniz bölgesi için önerilir.Meyve eti sert ,verimli ,koku ve tadı iyi ,meyvenin saptan kopması güç,bitkisi kuvvetli olup sarılığa dayanıklıdır.

YALOVA -15

Tioga ve Arnavutköy melezidir. Meyve eti sert ,verimli tat ve kokusu çok iyi ve yerli çeşitlerimizi aratmayacak aromaya sahiptir.saptan kopması çok kolay,bitkisi kuvvetli ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı,derin dondurmaya uygundur.akdeniz bölgesi dışında tüm bölgelere önerilir.

YALOVA -104

Çok verimli ve iri bir çeşittir.Meyve eti oldukça serttir. Koku ve tadı yabancı çeşitlerden iyidir. Bitkisi çok kuvvetli olup ,sarılığa dayanıklıdır. Derin dondurmaya uygundur.Ilıman bölgeler için uygundur. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır.

BALCALI-1

Uzun konik koyu kırmızı renklidir. Meyve eti serttir,meyvenin saptan kopması zordur,sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Akdeniz iklimi ve kışları soğuk bölgeler için uygundur. Verimli bir çeşittir.

BALCALI-2

Köşeli uzun ,parlak kırmızı, meyve eti sert ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Akdeniz iklimi için uygundur. Verimli ve orta erkenci bir çeşittir.

BALCALI-3

Uzun konik ,parlak koyu kırmızı, meyve eti sert ,meyvenin saptan kopması zor, aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı, meyve çürüklüğüne orta derecede dayanıklıdır. Çok erkenci ve örtü altı sebzeciliği için uygundur.

DOUGLAS

Konik,kırmrzı ,meyve eti sert,saptan kopması kolay,aroması iyi,sofralık ve derin dondurmaya uygun bir çeşittir. Sarılığa duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Tüm bölgelerde yetiştirilir,verimlidir.

DANA

Uzun konik ,parlak kırmızı, meyve eti orta sertlikte ,saptan kopma kolaylığı orta,,sarılığa dayanıklılığı orta ,aroması orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklı sofralık bir çeşittir . yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.

BRİO

Konik kırmızı ,meyve eti sert, iyi aromalı ,meyvenin saptan kopması zor sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.

216

Yuvarlak konik ,kırmızı meyve eti sert, saptan kopması orta derecede aroması iyi sofralık bir çeşittir. Sarılığa duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Çok erkenci, çok iri meyveli ,yüksek verimli, yaprak leke hastalığına duyarlıdır.

PAJARO

Konik ,koyu kırmızı, meyve eti çok sert, meyvenin saptan kopması zor , aroması çok iyi ,sofralık bir çeşittir. Sarılığa orta derecede duyarlıdır. Meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Orta mevsimde hasat edilen ,çok verimli, orta-iri meyveli bir çeşittir.

CHANDLER

Konik ,kırmızı,meyve eti sert, saptan kopması zor, sarılığa orta derecede duyarlı ,meyve çürüklüğüne dayanıklı ,aroması iyi sofralık bir çeşittir. Orta erkenci ,yüksek verimli, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesine uygundur.

SELVA

Konik ,kırmızı ,meyve eti sert ,saptan kopma derecesi ortadır. Sarılığa duyarlılığı orta ,meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması orta sofralık ,yüksek verimli, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerine uygun bir çeşittir.

RED CHİEF

Uzun konik ,koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor, sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklı ,derin dondurma ve sanayiye uygun ,iyi aromalı bir çeşittir.

HONEOYE

Konik koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zordur.Aroması iyi ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Derin dondurma ve sanayiye uygundur. Soğuk bölgelere uygun bir çeşittir.

LESTER

Konik, koyu kırmızı, meyve eti sert ,saptan kopması zor ,sarılığa ve meyve çürüklüğüne dayanıklıdır. Aroması iyi derin dondurma ve sanayiye uygundur.


AÇIKTA ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Çilek -10 oC ‘ye kadar yetiştirilebilir. Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman ,kuru yaprak gibi materyalle örtülerekdondan korunması gerekir. Çilek yetiştiriciliği için en uygun toprak ; süzek, kumlu-tınlı ve hafif topraklardır. Kireci fazla topraklar çilek için uygun değildir. Toprak PH’ sı 7.0 - 7.5 olan topraklarda önemli bir problem yaratmamaktadır.

Çilek , toprak kökenli mantarsal hastalıklara karşı duyarlı olduğu için dikim yapılacağı toprağın bu hastalıklardan ve nematod yönünden temiz olması gerekir. Bunun için bir önceki mevsimde buğday, arpa gibi tahıl ekilmiş araziler tercih edilmelidir. Böyle topraklar bulunmadığı taktirde toprak metilbromit ,vapam,kloropikrin gibi ilaçlarla fümige edilmelidir.

Toprak derin işlendikten sonra dekara 3-4 ton çiftlik gübresi atılmalıdır. Ayrıca dekara 30-35 kg kompoze gübre verilmelidir.

Büyük arazilerde karık pulluğu ile,küçük alanlarda ise elle 60-70 cm genişliğinde ,20-30 cm yüksekliğinde masuralar açılarak toprak dikime hazır hale getirilir. Çilek yetiştiriciliğinde ilkbahar dikimi ,kış dikimi,yaz dikimi,sonbahar dikimi olmak üzere 4 dikim zamanı vardır.


İlkbahar Dikimi

Kışları soğuk geçen bölgelerde genellikle Nisan ayında yapılan bir dikimdir. Bu dikimde frigo fideler veya fidelikte Ocak - Şubat aylarında sökülmeyip bekletilen fideler kullanılır. Bu fideler Mayıs ve Haziran aylarında az miktarda çiçek açarak meyve verirler. Bunların esas ürünü 1 yıl sonraki Haziran ayındadır. Bu bitkilerin 1 yıl boyunca su ,besin maddesi ihtiyaçları karşılanmalı ve hastalık ve zarlılardan korunmalıdır.

Kış Dikimi

Kışları ılık geçen yerlerde yapılır. Dekara yaklaşık 8000 adet bitki dikilir. Dikimler fidelikten sökülen yavru bitkilerle yapılır. Akdeniz Bölgesinde kış dikimi için en uygun zaman Ekim 15 - Kasım 15 arasıdır. Ilkbaharda açıkta Mart ortasından itibaren ürün alınmaya başlanır .Ayrıca alçak ve yüksek tüneller altında çilek yetiştiriciliği yapılırsa, ,açıkta yetiştiriciliğe göre yaklaşık 15 -30 günlük erkencilik sağlanır.

Kış dikiminde fidelerin tutma yüzdeleri yüksektir. Bitkilerin sulanması önemli sorun yaratmaz. Kış dikiminin ikinci yılında ,teknik ve kültürel önlemlerin iyi alınması ,hastalık,zararlı ve yabancı otlarla iyi mücadele edilmesi halinde verim yaz dikimi kadar yüksek olabilir. Dikim sıra üzeri ve sıra arası 25 x 30 cm olmak üzere yapılır.

Yaz Dikimi

Frigo bitkilerde yapılır. Bu dikim sisteminde verim kış dikimine göre 2-3 kat daha fazladır. Ancak ürün kış dikimine göre biraz geç kalmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaz dikimi için en uygun zaman Temmuz 15 - Ağustos 15 arasıdır.-20 OC ‘den çıkartılan frigo fideler bir gece suda bırakılır. Sonra dikim yapılır. Fideler sıra üzeri ve sıra arası 30 x 32 cm olarak dikilir. Yazın sulama büyük problem teşkil eder. Dekara yaklaşık 6200 adet bitki dikilmektedir. Bütün yaz ve sonbahar aylarında büyümelerine devam eden bitkiler giderek kuvvetlenmekte ve kışa 5-10 gövdeli olarak girmektedirler. Böyle bitkiler kış soğuklarınakarşı dayanıklı olmaktadırlar. Tesis edilen bölgeye göre bu bitkiler Şubat -Mart aylarında bol çiçek açar ve meyve vermeye başlar .Akdeniz kıyı kesiminde ürün Haziran- Temmuz ayına kadar devam eder . bu dikim sisteminde bir dekarlık alandan ortalama 3-8 ton ürün alınmaktadır.

Akdeniz bölgesinde uzun yıllardan beri yapı